| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

sen gittin gelmedin deişen bişe olmadı belli ki bu gidiş bana zerre kadar koymadı ..!!

Beni bu sevdanın ortasında, deli yağmurların altında bir başıma bırakıp gittiğin zamanlar seni hiç durdurmadım... Yoluna çıkıp hiç, gitme, demedim sana... Beni bırakma, diye yalvarmadım... Her gidişinin ardından sessizliğe gömülüp, seni sonsuza kadar kaybettiğimi düşündüm hep... Bir gün geri gelebileceğine hiç inanmadım...Bu yüzden mucizeydi her dönüşün ve bu yüzden her defasında sana daha sıkı sarıldım... Yıllar geçti aramızdan... Ayrılıklarla sırılsıklam, kavuşmalarla yıldızlı...Şimdi yanımdasın... Ama biliyorum, gideceksin yine... Rüzgar adını çağırıyor... Bu şehrin üzerini yine kara bulutlar sarıyor... Biliyorum, yine deli yağmurlar yağacak üzerime... Yine gizlenecek martılar saçakların altına... Yıldızlar kaybolacak... Biliyorum gideceksin ve ben yine kaybedeceğim yolumu...Biliyorum, deniz kenarında martıların peşinde koşan çocukluğumu düştüğü yerden kimse kaldırmayacak... Gözyaşlarımı silmeyecek o sevgi dolu, kutsal yüreğin... Biliyorum, gölgen bir İstanbul sokağının arnavut kaldırımı üzerinde ansızın gölgemi okşamayacak... Biliyorum, gideceksin... Ama bu kez sana sevdalı güvercinin yaralı yüreği bu gidişi kaldıramayacak... Belki de bu yüzden hiç yapmadığım bir şeyi yapıyor ve soluk soluğa geçen o yıllar boyunca hiç fark etmediğin bir sırrı ilk kez yüreğine fısıldıyorum: Ben sana çocukluğumdan vurgunum... Artık gitme sevgilim...

YOKLUĞUNA SIĞINDIĞIM GECELERDE…

Anladım…

Yazgısı kırık notalara düşmüş bir sevdanın iki yenik yüreğiyiz biz. Herhangi bir köşe başında karşılaşmış ruhlarımızın en yalnız anlarında gözlerimiz değmiş birbirine suskunluğumuza işlenmiş bu tadı acı sevdalar yalnızlık yazgı…
Susuyorum
Adın kadar kapalıyım hayata gel diyorum

"EY GÜLÜŞÜ GÜNEŞ SEVGİLİ HAYATIMA GEL! DÜŞLERİM SIKILDI DOKUNAMAMAKTAN HAYALİNE GEL…"

Yollarım çıkmazda, dizlerimde çocukluğumdan kalma yaralar yüreğimde acı. Çığlıklarım da adın yankılanıyor duymuyorsun. Kendi kendime konuşuyorum gecelerde yüzünü çizdiğim duvarlara kan damlıyor, dağılan silüetine silüetimi yapıştırıyorum öyle çok yakışıyor ki gülüyorsun, geceler mutlu. Yüreğinde büyüyen aşkı izliyorum gözbebeklerinde. Geri dönülecek zamanlarım var diyorum, senli yaşanacak yağmurlarım. Susuyorsun. Beni duy diyorum.Yolları uzak gittiğin kentlerin DUYMUYORSUN.

Şimdi yanılsamalarda büyüyen, adı sahte, gülüşü sahte benliğimde hala kör bir noktayla dolaşan suskun sevdalar biriktiriyorum sana, belki diyor içimin bir yanı belki yüreğime, düşlerimde hissettiğim nefesin kadar yakın olabilirsin bana. Bir gece yağmur yağar kararır hava ve sen ve sen…

Şimdi bilsen bunları, içimi ve hayatımda ne denli büyük bir aşkla çevrelendiğini bilsen gelir miydin? Sana beni anla dediğim kaçamak bakışlarımda görebilir miydin? Ne denli sevdiği mi seni. Kimbilir şimdi nasıl ve hangi duygulardasın satırlarımı okurken, büyük ihtimal kendinden, senden bahsettiğim aklına bile gelmiyor. Sen gözleri güneş sevgili ben küçük bir kızdım ellerinde, yüreğinde büyüdüm kaçtım, senden gittim ve döndüm geceler boyu uzaktan izlediğim gölgen hep yanımda oldu. Zaman seni alırken benden ve yeni doğan bir çocuğun gözlerinde büyüyen gözlerini gördüğümde anladım. Aşk uzaklara yazdıysa adını unutulmayacak bir hikaye kalıyor bakışların ardında. Gizli içten bir elveda büyüyor büyüyor.
Aşk hiç bitmiyor.

S.Semerci






 

Yokluğuna sığındığım gecelerde..

işte gerçek aşkın tanımı

İlişki uzmanlarına göre aşk, öyle aniden oluşuveren bir duygu değil...
Aşık olan herkesin kıskanç olması da gerekmiyor! İşte sizlere gerçek
aşkın ne olduğuyla ilgili bilimsel açıklamalar!

Gerçek aşk aniden olmaz

Yıldırım aşkı diye birşey yoktur; görür görmez hissedilen aşk değil,
karşılıklı çekim olabilir. Pek çoğumuz bu tip yargıları kendimiz
yaratıyoruz. Gerçekte görünüşü, davranışları ve konuşmalarıya tam
aradığımız gibi birini bulmak yalnızca çekim duymak anlamına gelir. Bu
çekim aşka dönüşebilir, ancak bunun için zaman şarttır.

Kıskançlık gerçek aşkın göstergesi değildir

Özellikle gençlerin sıklıkla düştüğü bir yanılgı, ne kadar çok
kıskanılırsa o kadar çok aşık olunduğudur. Birbirini gerçekten seven
iki insan arasında bir miktar kıskançlık olması doğaldır. Öte yandan
sahiplenme duygusunun aşkla ilgisi yoktur. Uzmanlar, kronik kıskançlık
çeken kişilerin bilinçaltında güvensizlik duygusu yaşadıklarını ve
sevilme açlığı çektiklerini söylüyor.

Hayallere dalmak sevgi değil, karasevda belirtisidir

Gerçek aşk karşıdaki kişiye yönlendirilir; bütün davranışlar sevilen
kişinin iyiliği ve mutluluğunu sağlamak içindir. Karasevda ise
ben-merkezcidir. Kişi karşısındakini düşünmez, kendi mutluluğuna veya
mutsuzluğuna odaklanır. Bu durumda aşık olunan sevgili değil, aşkın
kendisidir.

Aşk uzaklıkla azalmaz

Bir kimseyi birlikteyken daha fazla seviyorsanız, onun cazibesinden ve
heyecanından etkilendiğiniz anlamına gelir. Başınızı döndürmek için
yanınızda olmadığı zaman bazı şüpheler baş gösterir. Bir başka deyişle;
bu suni bir aşktır.

Aşk, sevilen kişinin kusurlarını görememek değildir

Aşık kişi, sevdiğinin kusurlarını bilip anlamasına karşın sevmeye devam
eder. Karşısındaki kişiyi kusursuz olarak görmek, karasevdanın
habercisidir.

Mutsuz bir ev yaşamı kişiyi yanılgıya sürükleyebilir

Evlilik danışmanları, pek çok kişinin dayanılmaz bulduğu evinden ve
ailesinden kaçmak için evlendiğini belirtiyor. Pek çok genç kız,
sevgilisini, kendisini sıkıntılardan kurtaracak beyaz atlı prens olarak
görüp aşık olduğunu sanıyor. Oysa tek istediği kurtulmak, aşk değil.

Aşk her zaman bulutların üzerinde olmak değildir

Ayakların yere basması da gerekir. Bir evlilikteki en temel noktalardan
ikisi para ve çocuklardır. Evlenmeyi düşünen genç insanlar, birbirlerinin
bu konulardaki görüşlerini bilmelidir. Şayet bu konular henüz gündeme
gelmemişse, romantizm seviyesinden aşk mertebesine geçilememiş
demektir.

Aşk, sıkıntı çekmek anlamına gelmez

Karşınızdaki kişiyi etkileme kaygınız bu derece yoğunsa gerçek aşktan
söz etmek mümkün değildir. Gerçekte olduğunuz kimsenin sevildiğini
bildiğinizde, karşınızdaki kişinin varlığından huzur duyarsınız.

Kader ortakları olmakla, bir aşkın kahramanları olmak arasında büyük
fark vardır

Eşler ortak sıkıntıları paylaşabilir, ancak bu paylaşım,
aşkın kendisi değildir. Genç çiftlerin bu noktayı sık sık gözden kaçırdığını
ifade eden uzmanlar, evlilik kararının aşktan değil, ortak acılardan
kaynaklanmasının hata olduğunu vurguluyor.

Aşk, iki kişi arasındaki çok özel bir bağdır

Uzmanlar, bu mahremiyetin gözler önüne serilmesinin gerçek aşk olamayacağı
üzerinde birleşiyor. Bu durum, grup içinde prestij kazanma arzusu olarak
anlaşılabilir, ancak aşk değildir.

haziranda ayrılık


MEHMET COŞKUNDENİZ... YAZILARI ....

HAZİRANDA AYRILIK


Yarınlara bağışladık umutlarımızı, bugüne hiç bir şey kalmadı. Geçmişe kalabalık yalnızlıklarımızı ekledik, takvim yaprakları hayallerimizi boşa çıkardı. Sevinçlerde yarımdı hüzünlerde... Yokluğun varlığına hiç alışamadık. Başka yollar vardı yürüdüğümüz başka ufuklar. İlk kez dinlediğimiz bir şarkı gibi eşsiz gelmişti duygularımız. Oysa şimdi şarkılarda birbirinin aynıydı, bizimkisi farklı sandık. Yeni alınmış elbiselerle bayramlık sevinçlerini yaşayan çocuklar kadar sabırsızdık ama bayramların çocuksu mutluluklarda kaldığını anımsayamadık.

Yağmurun toprakla buluştuğunda etrafa yayılan o muhtesem kokusu kadar tutkulu bir sele saldık duyguları. Çölleşmiş yürekler vardı umursamadık, biz yağmur bilmeyen çöllerin dilinden hiç anlamadık. Onlar seraplara vurgundu, bir gün belki dediler ama duymadık. Gönlümüz limanlara uğramayan gemiler kadar tutkundu maviye, o uçsuz bucaksız denizi hep mavi sandık. Renklerin hiç biriyle rakip görmedik sevdamızı, ona yaşamın tüm anlamlarını yükleyen bir çift gözle sakınarak baktık.
Teslim olmayı güçsüzlüki gururu zafer saydık. Haklıydık belki aksini anlatacak kimse karşımıza çıkmadı. Büyütürken dünyadaki varlığımız, kaybolup giden hislerimize çare bulamadık. Mutluluk oyunlarıla avunmak zamanı doldurmak için gerekliydi belki. Başka bir olasılık varmıydı hiç hesaplamadık. Yıllar sırtımıza birer ok saplayıp geçiyordu yaraların kapanmasına izin vermiyordu vakit. Her ele merhem olur umuduyla uzandık.
Kanıtlanmış formullerle denetik aşkın varlığını sonuçlar yanıltıcıydı ama dikkate almadık. Yaşadıklarımız başkalarından farklı olamazdı ya! mutlak yazılan çizilen kavramların doğruluğu vardı, kendimizi kandırmamız bizden tüm sevgilerle inancımızı çaldı. Her şeye rağmen bir enstümanın tellerinde yeniden besteleyebilirdik hayalerimizi. Yeniden yazabilirdik yenik düşmüş tarihleri, her acımızı sevince dönüştürecek anları yakalayabiliridi el ele... Ama denemedik... Sevdiğim kadar yakınsın sanıyordum sevdiğine, ruhuna ama dönüş yoktur sonların başlangıcına. Yeni yolculuklar için biletin varsa hala... Başka bir yerde... Başka bir zamanda... Belki yeniden... Aslında ilk kez... Kimbilir...
 



MEHMET COŞKUNDENİZ... YAZILARI ....